
Ceyhun BOZKURT – 02 Nisan 2025
Kitabın ortasından söyleyelim. Boykotçular şunu söylüyor: “Bizler paralı insanlarız. Bizim gibi düşünmeyenlere bakın ne yapacağız. Alışveriş yapmayacağız, ekonomiyi kilitleyeceğiz.”
Kendi ülkesinin marka haline gelmiş veya gelmeye çalışan, istihdam sağlayıp insan çalıştıran, vergi veren, ihracat yapan firmalarını ekonomik olarak darbeleyip aynı zamanda ülkesini de aşağı çekmeye çabalayan bir zihniyet. Siyonist İsrail bile bu kadarını yapmaya cesaret edemez diye düşünüyorum.
Peki ne için?
Hakkında yolsuzluk iddiasıyla dava açılmış, rüşvet, irtikab, nitelikli dolandırıcılık, KVKK kapsamındaki kişisel verileri kişilerin rızası olmaksızın içeriye ve dışarıya satmak, kara para aklamak, gayri meşru yollardan sebepsiz yere zenginleşmek gibi suç iddialarıyla gözaltına alınıp tutuklananları korumak amacıyla bunları yapıyorlar.
İddianame savcılar tarafından mahkemeye sunulduğunda dosyalar üzerindeki gizlilik kaydı kalkacak o zaman bütün iddiaların temeli ortaya dökülecek. İddialardaki ipin ucunun İmamoğlu ile sınırlı kalmayacağı ileri sürülüyor. Yeni tanıklardan ve Zafer Gül gibi pişman olup ifade vermek isteyenlerden bahsediliyor… Dolayısıyla ipin diğer ucu özel bir adrese de çıkabilir.
Dünyanın hiç bir ülkesinde bir siyasi parti bir yolsuzluk davası nedeniyle kendi ülkesinin ekonomisini batırmaya çabalamaz ve yolsuzluk davası nedeniyle ülkesini İngiltere’ye şikayet edip yardım istemez. İsterse bu durum oryantalist öğretinin bir sonucudur, manda ve himaye zihniyetidir. İşin garip tarafı İsrail’in soykırımını ve katliamını durdurmaya yönelik boykota kayıtsız kalanların, kendi ülkelerinin firmalarına yönelik böyle bir karara hemen organize olup paylaşımlarda bulunması, daha da ileri gidip bazı şahısların bir kısım firmalara giderek kepenk kapatmaları yönünde tehditle bulunmaları nasıl bir düşmanlıktır. Bunlar Türkiye’ye düşmanlık eden Siyonist İsrail yönetimiyle Türkiye’ye karşı ittifak yapmakta, aynı safta bulunmakta bir beis görmüyorlar ve utanma duymuyorlar. Demokratik tepkilerini gösterme amaçlı kitlelerini de bu gayri milli sorumsuzluğa, hatta ihanete ortak etmeye çalışıyorlar.
ÖZGÜR ÖZEL’İN DEZENFORMASYONU
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Maltepe mitinginde MASAK’ı da hedef aldı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e “MASAK’a hazırlattığı darbe raporuyla bu darbenin ortağı olmuştur” deyip MASAK’ı “Bir otokratın emrindeki tetikçi” sözleriyle kötüledi. Özgür Özel, MASAK’ın görev ve yetkilerinden bihaber. MASAK, 19 Kasım 1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ile kurulmuş olup, 17 Şubat 1997 tarihinde de faaliyetine başlamıştır. Görev ve yetkileri daha sonra 18 Ekim 2006 tarihinde yürürlüğü giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile yeniden belirlenmiştir.
MASAK;
– Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi,
– Kara paranın aklanmasının önlenmesi için çalışır.
– MASAK, Kara para ile mücadelede; suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanını önleme noktasında banka para trafiğini etkin bir şekilde kontrol etmekte ve konuya ilişkin inceleme ve araştırmalar yürütmektedir.
Bu nedenle; özellikle suç gelirlerinin aklanması ve terör finansmanı gibi durumlar söz konusu olduğunda banka hesaplarına bloke koyma yetkisine sahiptir. Bu tür blokeler, şüpheli veya yasa dışı faaliyetlerin araştırılması amacıyla konulur.
Dolayısıyla, Mehmet Şimşek de bu konuda “Savcılık tarafından talep edilen MASAK raporları doğrudan savcılık makamına raporlanır ve savcılık dışında kimsenin bilgisi ve müdahalesi olamaz” diyerek prosedürü yani işleyiş protokolünü söyleyerek çarpıtılmış bilgiyi, özünde de ALGI çalışmasını düzeltmeye çalışıyor. Fakat karşısındaki yapı beynini self oryantalistlere kiraya vermiş. Cevap verdiği Özgür Özel, Atatürk’ün koltuğunda oturmasına rağmen İngiltere’den ilgi ve alaka bekleyen, beklediği ilgiyi görmediğinde de “hayal kırıklığı yaşıyoruz” diyen aciz bir insan görüntüsünde. İşte bütün değerlerini ayaklar altına alarak manda ve himayeyi kabul eden günümüzün self oryantalisti bu gibi insanlar.