bercan tutar kapak 2025

Bercan TUTAR – 27 Ağustos 2024

 

Gazze’de 11 aydır tarihin görüp görebileceği en barbar soykırımlardan birine imza atan Siyonist İsrail rejimi, bu vahşeti kutsal kitaplarındaki Nil ile Fırat nehirleri arasındaki şu an Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak, İran, Lübnan ve Suriye gibi farklı ülkelere ait toprakları kapsayan Arz-ı Mev’ud (Vadedilen Topraklar) düşüncesini hayata geçirmenin ön safhası olarak görüyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile kabinesindeki Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi aşırı ırkçı bakanlar, Hamas’ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı saldırısını bahane edip Filistinlilerin öncelikle Akdeniz’den Ürdün Nehri’ne kadar olan Filistin topraklarından tamamen çıkarılmasını savunuyor. Bunun için de her tür soykırım ve etnik temizliğe başvurmaktan çekinmiyorlar. 11 aylık barbar saldırıları da bu Siyonist düşüncenin en somut kanıtı zaten.

Çünkü Siyonist kıyamet fantezisinin üç adımı var. İlki Filistin toprakları (Akdeniz ile Ürdün arasındaki coğrafya) üzerinde tam hâkimiyet kazanmak. Bunun için de bu topraklardaki bütün Filistinlilerin yok edilmesi gerekiyor. İkincisi, Kudüs’te “Üçüncü Tapınağı” inşa etmek. Üçüncüsü İbranice İncil’e göre (Tevrat şeriatına) İsrail’i yönetmek ve Davut Evi’nin Krallığı’nı ilan etmek için modern batılı hukuku tamamen terk etmek. Bu üç maddeden sadece sonuncusu şimdiye kadar tam olarak gerçekleştirildi. 2018 yılında İsrail Meclisi, tartışmalara neden olan “Yahudi ulus devlet” yasasını kabul etti. Tasarı, 55 “hayır” oyuna karşılık 62 “evet” oyuyla meclisten geçti. İsrail’in bir anayasası olmadığı için devletin anayasası mesabesindeki “temel kanunlarının” içine girecek olan yasayla İsrail devleti, tüm dünya Yahudilerinin temsilcisi etnik-dini bir devlet olarak tanımlandı.

Tasarıyla Arapça resmi dil olmaktan çıkarılarak ülkenin tek resmi dili İbranice oldu. Yasayla ayrıca “Ülkede kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere aittir, İsrail bir Yahudi devletidir, İsrail dünyadaki tüm Yahudilerin tarihi anavatanıdır, hukukta bir boşluk olduğunda Yahudi şeriatı referans alınacaktır, dünyadaki tüm Yahudilerin İsrail’e dönme hakkı vardır, Yahudilerin dini günleri resmi tatil sayılacaktır ve İsrail’in başkenti Kudüs’tür” maddeleri de kabul edildi. Tasarıda “İsrail tüm dünyadaki Yahudilerin tarihi anavatanıdır” denilerek Filistinlilerin bu topraklar üzerindeki tarihi varlığı ve hakları görmezden gelindi.

İlginizi çekebilir!  Kendimizle Baş Başa Kalmanın Anksiyete Üzerindeki Etkisi

Birinci fantezi için ise 11 aydır her tür barbarlığı yapıyorlar. İkinci fantezileri olan üçüncü tapınak inşası, Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın yıkılıp yerine Süleyman Mabedinin yapılmasını öngörüyor. Bu amaçla medyaya da yansıyan bazı haberlerden de görüldüğü üzere kırmızı/kızıl düve ritüellerini gerçekleştiriyorlar. Zira radikal Yahudilerin inancına göre “kızıl ineğin/düvenin” kurban edilmesi Mesih’in gelişini ve dolayısıyla Mescid-i Aksa’nın yıkılarak yerine 3.Tapınağın (Süleyman Mabedi) inşa edilmesini hızlandıracaktır. İnanışa göre Mescid-i Aksa’nın bulunduğu bölgenin temizlenebilmesi için kızıl bir düvenin kurban edilmesi gerekiyor.

Ancak bütün bu fantezilerin gerçekleşmesi için ilk olarak Mesih’in gelişini sağlamaları gerekiyor. Yecüc ve Mecüc savaşı için İsrail’deki fanatikler bu nedenle Gazze’deki saldırıları bölgesel savaşa dönüştürmek istiyor. Şu anki Gazze’deki soykırımı Mesih’in gelişini hızlandıracak olan Yecüc ve Mecüc savaşının başlangıcı olarak görüyorlar.

Bu düşünce dini Siyonizm’in kurucuları olan Rabbi Abraham Isaac Kook ve oğlu Rabbi Zvi Yehuda Kook tarafından geliştirildi. Baba Kook, “Dünyada büyük bir savaş olduğunda Mesih’in gücü uyanır” diye yazdı. Oğul Kook ise “Her savaş İsrail’in kurtuluşunda bir aşamadır” diye yazmıştı. Yani bunlara göre sürekli kaos ve savaşlar İsrail’in varlığını güçlendiriyor, akıtılan kan İsrail’i semiriyor. ABD’deki Hristiyan Evanjelik bir papaz olan John Hagee de bu düşüncede. ABD’deki Siyonazilerin önde gelen temsilcilerinden olan Hagee, “İsrail büyük bir savaşa girdiğinde, başınızı kaldırın ve sevinin” çünkü “kurtuluşunuz yaklaşıyor” diyerek İran ve İsrail savaşını hararetle savunuyor.

Bu Siyonist ideoloji soykırımı, savaşı, kaosu ve yıkımı memnuniyetle karşılamanın ötesinde İsrail’in uluslararası hukuku, insani ve ahlaki bütün değerleri ayaklar altına almasını da savunuyor. Nitekim 1980 yılında Filistinlilerin ortadan kaldırılmasını savunan Haham Israel Hess, “Soykırım, Tevrat’ın Bir Emridir” başlıklı bir makale yazdı. Gazze Kasabı Benyamin Netanyahu’nun akıl hocası olan Haham Hess bu makalesinde Tanrı’nın Kral Saul’a İsrail’in düşmanlarının yaşadığı Amalek’teki (Amâlika) her insanı öldürme talimatı verdiğini aktarmıştı. Netanyau’da birkaç konuşmasında Filistinlileri yok edilmeleri gereken düşman Amalekler olarak tanımlamıştı.

İlginizi çekebilir!  Ölümü Yaşayan İnsanlar

Aşırı fanatik İsrailli Smotrich’in en büyük kaygısı ise küresel tepkiydi. Eğer dünyayı dizginleyebilseler Gazze’deki 2,3 milyon insanı gözlerini kırpmadan yok edeceklerdi. Nitekim Smotrich, “Dünyadaki hiç kimse, haklı ve ahlaki olsa bile iki milyon insanı açlıktan öldürmemize izin vermeyecek” diyerek serzenişte bulunmuştu. Bu fanatiklere göre, İsrail’in davranışlarına rehberlik etmesi gereken şey insani, ahlaki değerler ile uluslararası hukuk değil Yahudi teolojisi, İsrailiyat ve Siyonizmin uyduruk safsatalarıdır.

Mesihçi ve kıyametçi Yahudilerin Amerika Birleşik Devletleri’nde muadilleri var. Siyonaziler denilen Amerikalı Evanjelikler de Gazze’deki savaşı ilahi planlarının gerçekleşmesi için bir katalizör olarak görüyorlar ve kıyametin kopması için var güçleriyle her tür kaosu tetikliyorlar. Bakalım dünya daha ne kadar bu sapkınlıklara seyirci kalacak?

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.