1.1.1985’de Türkiye’de işleme alınan Katma Değer Vergisi (KDV) yaklaşık 40. yılına yaklaşılıyor. Toplam vergi gelirleri içerisinde günümüzde yüzde 39’luk pay ile en büyük kalemi oluşturan KDV farklı yüzdeler şeklinde uygulanıyor. %1, %8, %18, %20 gibi oranlarla kamunun belirlediği tarifeler üzerinden işleme alınan KDV neredeyse her alışverişte toplumun karşısına çıkıyor. Türkiye’ye özel bir durum olmamakla birlikte birçok devlet KDV benzeri vergileri benimsemiş bulunuyor. Özellikle Avrupa ülkeleri olan Macaristan yüzde 27, Danimarka’da yüzde 25, Norveç yüzde 25, İsveç yüzde 25, Finlandiya yüzde 24, Polonya yüzde 23, Hollanda yüzde 21 ve Türkiye yüzde 20 şeklinde KDV üzerinden vergi topluyor. Genellikle tüketime tabi olan ve toplumların normal hayatlarına etki eden KDV’yi daha düşük uygulayan ülkelerde bulunuyor. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 5, Umman yüzde 5, Tayland yüzde 7, Bahreyn yüzde 10 ve Ekvador yüzde 12 şeklinde KDV’yi işleme alıyor. Bu ülkeler genel hatlarıyla üretken ekonomi olmamaları ve enerji ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle vatandaşlardan vergi toplamaya ihtiyaç duymayan ülkeler. Tabi ki Tayvan ve Ekvador farklı iktisadi yapılarıyla düşük KDV oranı uygulayan aktörler olmayı tercih ettikleri de göz önünde bulundurulmalı.
Türkiye’de kamu 2024’de 400 milyar doları aşan harcama yapmayı planlıyor. 270 milyar dolara yakında vergi toplanması hedefleniyor. Toplam vergi gelirleri içerisinde yüzde 39’luk pay ile KDV (İthalden yüzde 22,5 ve Dâhilden yüzde 16,5) en büyük gelir kalemini oluşturuyor. Bu bilgilerden hareketle 2024’de 105,3 milyar dolarlık KDV’nin toplanması bekleniyor. Miktar olarak alınan vergiyi ülke milli gelirleriyle karşılaştırmak rakamın büyüklüğünün analizi yapma konusunda yardımcı olabilir. Özbekistan, Azerbaycan, Sırbistan ve Hırvatistan gibi ülkelerin bu seneki yıllık gelirleri Türkiye’de kamunun KDV gelirlerinden daha düşük. Libya, Ürdün ve Tunus gibi ülkelerin ise milli gelirlerinin iki katından daha fazla bir rakam olarak Türkiye’deki KDV gelirleri karşımıza çıkıyor. Bu ülkelerin nüfusları da göz önüne alındığında Türk devlet gelirlerinin nasıl bir düzeye ulaştığının kıyaslaması yapılabilir. Fakat KDV kısmı tartışılan bir konu olarak Avrupa ülkeleriyle kıyaslanması ve toplam vergi açısından da değerlendirmeye tabii tutulması daha sağlıklı bir analiz yapılmasına katkı sunabilir.
Toplam vergilerin milli gelir içerisindeki yeri incelendiğinde Fransa yüzde 46 ile en yüksek orana sahip ülkelerden biridir. Bu duruma Norveç, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Portekiz ve Polonya’yı da örnek olarak vermek mümkündür. OECD ülke ortalaması ise yüzde 34 olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ise mevcut oran yüzde 25’ler seviyesinden yüzde 21’ler düzeyine çekildi. 2020-2023 döneminde iktisadi büyümeyi desteklemek için kamu birçok vergi oranını düşürdü. Ancak Haziran 2023’de işleme alınan parasal sıkılaşma hamlesini sıkı maliye politikası takip etti. Mevcut politikalara vergi artışları eşlik etti ve Türkiye’de vergilerin milli gelir üzerindeki oranı tekrar yüzde 25’lere doğru yaklaşıyor. Bu süreçte toplam KDV oranı da birçok kalemde yüzde 20’ye çekildi. Deprem bölgesinin yeniden inşa faaliyetleri böyle bir kararın alınmasında etkili olurken enflasyonla mücadele temel bir neden olarak öne çıktı. Sonuç olarak kamu KDV üzerinden vergi toplamaz ise farklı alanlara yönelmek zorunda kalacaktır. Bu nedenle diğer alanlara ağırlık verilmemesi ve kamu hizmetlerinin devamı nedeniyle vergi gelirleri büyük önem taşıyor. Ancak burada vergide eşitliğin daha fazla iyileştirilmesi ve toplumsal iletişimin daha iyi yürütülmesi gerekebilir.
1.1.1985’de Türkiye’de işleme alınan Katma Değer Vergisi (KDV) yaklaşık 40. yılına yaklaşılıyor. Toplam vergi gelirleri içerisinde günümüzde yüzde 39’luk pay ile en büyük kalemi oluşturan KDV farklı yüzdeler şeklinde uygulanıyor. %1, %8, %18, %20 gibi oranlarla kamunun belirlediği tarifeler üzerinden işleme alınan KDV neredeyse her alışverişte toplumun karşısına çıkıyor. Türkiye’ye özel bir durum olmamakla birlikte birçok devlet KDV benzeri vergileri benimsemiş bulunuyor. Özellikle Avrupa ülkeleri olan Macaristan yüzde 27, Danimarka’da yüzde 25, Norveç yüzde 25, İsveç yüzde 25, Finlandiya yüzde 24, Polonya yüzde 23, Hollanda yüzde 21 ve Türkiye yüzde 20 şeklinde KDV üzerinden vergi topluyor. Genellikle tüketime tabi olan ve toplumların normal hayatlarına etki eden KDV’yi daha düşük uygulayan ülkelerde bulunuyor. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 5, Umman yüzde 5, Tayland yüzde 7, Bahreyn yüzde 10 ve Ekvador yüzde 12 şeklinde KDV’yi işleme alıyor. Bu ülkeler genel hatlarıyla üretken ekonomi olmamaları ve enerji ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle vatandaşlardan vergi toplamaya ihtiyaç duymayan ülkeler. Tabi ki Tayvan ve Ekvador farklı iktisadi yapılarıyla düşük KDV oranı uygulayan aktörler olmayı tercih ettikleri de göz önünde bulundurulmalı.
Türkiye’de kamu 2024’de 400 milyar doları aşan harcama yapmayı planlıyor. 270 milyar dolara yakında vergi toplanması hedefleniyor. Toplam vergi gelirleri içerisinde yüzde 39’luk pay ile KDV (İthalden yüzde 22,5 ve Dâhilden yüzde 16,5) en büyük gelir kalemini oluşturuyor. Bu bilgilerden hareketle 2024’de 105,3 milyar dolarlık KDV’nin toplanması bekleniyor. Miktar olarak alınan vergiyi ülke milli gelirleriyle karşılaştırmak rakamın büyüklüğünün analizi yapma konusunda yardımcı olabilir. Özbekistan, Azerbaycan, Sırbistan ve Hırvatistan gibi ülkelerin bu seneki yıllık gelirleri Türkiye’de kamunun KDV gelirlerinden daha düşük. Libya, Ürdün ve Tunus gibi ülkelerin ise milli gelirlerinin iki katından daha fazla bir rakam olarak Türkiye’deki KDV gelirleri karşımıza çıkıyor. Bu ülkelerin nüfusları da göz önüne alındığında Türk devlet gelirlerinin nasıl bir düzeye ulaştığının kıyaslaması yapılabilir. Fakat KDV kısmı tartışılan bir konu olarak Avrupa ülkeleriyle kıyaslanması ve toplam vergi açısından da değerlendirmeye tabii tutulması daha sağlıklı bir analiz yapılmasına katkı sunabilir.
Toplam vergilerin milli gelir içerisindeki yeri incelendiğinde Fransa yüzde 46 ile en yüksek orana sahip ülkelerden biridir. Bu duruma Norveç, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Portekiz ve Polonya’yı da örnek olarak vermek mümkündür. OECD ülke ortalaması ise yüzde 34 olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ise mevcut oran yüzde 25’ler seviyesinden yüzde 21’ler düzeyine çekildi. 2020-2023 döneminde iktisadi büyümeyi desteklemek için kamu birçok vergi oranını düşürdü. Ancak Haziran 2023’de işleme alınan parasal sıkılaşma hamlesini sıkı maliye politikası takip etti. Mevcut politikalara vergi artışları eşlik etti ve Türkiye’de vergilerin milli gelir üzerindeki oranı tekrar yüzde 25’lere doğru yaklaşıyor. Bu süreçte toplam KDV oranı da birçok kalemde yüzde 20’ye çekildi. Deprem bölgesinin yeniden inşa faaliyetleri böyle bir kararın alınmasında etkili olurken enflasyonla mücadele temel bir neden olarak öne çıktı. Sonuç olarak kamu KDV üzerinden vergi toplamaz ise farklı alanlara yönelmek zorunda kalacaktır. Bu nedenle diğer alanlara ağırlık verilmemesi ve kamu hizmetlerinin devamı nedeniyle vergi gelirleri büyük önem taşıyor. Ancak burada vergide eşitliğin daha fazla iyileştirilmesi ve toplumsal iletişimin daha iyi yürütülmesi gerekebilir.