2019’da Türkiye’deki toplam kredi kartı sayısı 70 milyon iken 2023’de mevcut rakam 117 milyonu aşarak ciddi artış gösterdi. Bu sayısal yükseliş beraberinde kredi kartıyla olan harcamalarında artmasına sebep oldu. 2020’de kredi kartıyla yapılan toplam harcama 151,3 milyar dolar iken 2023’de 339,2 milyar dolara kadar yükseldi. TL bazlı yükseliş ise 1 trilyon TL’den 7,792 trilyon TL olarak gerçekleşti. 2024’ün ilk 9 haftasında ise toplam kredi kartıyla yapılan harcama miktarı 78 milyar dolar oldu. 2020-2024 aralığında ciddi anlamda yükseliş gösteren kredi kartı harcamalarında en önemli tüketim grubu gıda ve türevleri olurken birçok sektörde kredi kartlarının yaygın olarak kullanıldığını söylemek mümkün. Bankaların teşvikleri ve gelir artırma yöntemlerinden biri olan kredi kartı kullanım oranları ciddi anlamda yaygınlık kazandı. 2021’in sonundan itibaren artamaya başlayan enflasyon oranları da kredi kartlarına olan ilginin kuvvetlenmesine neden oldu. Düşük faiz uygulaması ve taksitlendirme imkânları nedeniyle talebi ve harcama miktarı artan kredi kartları günümüzde enflasyon oranları ve diğer artış miktarlarından daha fazla yükseliş gösteriyor. Bunun temel nedenleri arasında gelecek enflasyon beklentisinin hala daha düzelmemiş olması yer alıyor. Sıkı para ve maliye politikalarının bir sonucu olarak Haziran 2024’den itibaren düşmesi beklenen enflasyon oranı gelir-gider dengesi bozulmuş ve kronik bir sorun haline gelmiş kredi kartları olan yönelişi destekliyor.
Gelirinin büyük bir kısmını kredi, kredi kartı ve artı para gibi uygulamalarda değerlendiren ve artan faizler nedeniyle maliyetleri yükselen finansal araçlara kamu tarafından sınırlamalar getirildi. Artı para sınırı toplam kredi kartı miktarının yüzde 25’i ile sınırlanırken taksit üst sınırı 12’den 3’e düşürüldü. İlerleyen dönemde asgari ödeme tutarları da yukarıya çekilerek mevcut harcama limitleri daha sıkı hale getirilebilir. Enflasyonun düşürülmesi için gerekli bir uygulama olan toplam talep ve harcamaların sınırlandırılması kredi kartları üzerinden işleme alınacaktır. Ancak gelir-gider dengesi bozulmuş ve kredi kartı, kredi ve artı paraya bağımlı hale gelmiş bireyler için süreç daha zor hale gelecektir. Toplam gelir düzeyi artmaz iken ödemelerin işleme alınan sınırlayıcı düzenlemelerle yükseliş göstermesi yeni finansal kaynaklara ihtiyacı ortaya çıkaracaktır. Fakat faizlerin yüksek oluşu nedeniyle kredi çekme imkânı zayıf olan bireyler toplam taleplerini düşürmek ve hayat standartlarında kötüleşmeye maruz kalabilirler. Özellikle gençler üzerinde yıkıcı etkileri daha fazla görülmesi ihtimal mevcut senaryo kamuya olan eleştirilerinde artmasına neden olacaktır. Toplumsal huzurun sağlanması için en önemli çözüm yolu olarak bireylerin aylık gelirlerinin kat sayısı olacak şekilde kredi kartı limitlerinin kalıcı şekilde düzenlenmesidir. Bu düzenlemeler de kamu karar alıcıları gıda ve diğer temel insani harcamaları kısıtlamaların dışında bırakılabilir. Fakat özellikle ithal ürünlerde kredi kartları üzerinden alışverişin düzenlenmesi ve toplam ithalatı artırıcı baskının azaltılması için ek önlemlere ihtiyaç vardır.
Sonuç itibariyle kredi kartlarındaki son düzenleme ve faiz artışları bireyleri toplam harcama açısından negatif etkileyecektir. Ancak enflasyonla mücadelenin başarılı şekilde yürütülmesi ve bireylerin harcama kültürlerinde iyileşme için alınan önlemler elzem olarak değerlendirilebilir.
2019’da Türkiye’deki toplam kredi kartı sayısı 70 milyon iken 2023’de mevcut rakam 117 milyonu aşarak ciddi artış gösterdi. Bu sayısal yükseliş beraberinde kredi kartıyla olan harcamalarında artmasına sebep oldu. 2020’de kredi kartıyla yapılan toplam harcama 151,3 milyar dolar iken 2023’de 339,2 milyar dolara kadar yükseldi. TL bazlı yükseliş ise 1 trilyon TL’den 7,792 trilyon TL olarak gerçekleşti. 2024’ün ilk 9 haftasında ise toplam kredi kartıyla yapılan harcama miktarı 78 milyar dolar oldu. 2020-2024 aralığında ciddi anlamda yükseliş gösteren kredi kartı harcamalarında en önemli tüketim grubu gıda ve türevleri olurken birçok sektörde kredi kartlarının yaygın olarak kullanıldığını söylemek mümkün. Bankaların teşvikleri ve gelir artırma yöntemlerinden biri olan kredi kartı kullanım oranları ciddi anlamda yaygınlık kazandı. 2021’in sonundan itibaren artamaya başlayan enflasyon oranları da kredi kartlarına olan ilginin kuvvetlenmesine neden oldu. Düşük faiz uygulaması ve taksitlendirme imkânları nedeniyle talebi ve harcama miktarı artan kredi kartları günümüzde enflasyon oranları ve diğer artış miktarlarından daha fazla yükseliş gösteriyor. Bunun temel nedenleri arasında gelecek enflasyon beklentisinin hala daha düzelmemiş olması yer alıyor. Sıkı para ve maliye politikalarının bir sonucu olarak Haziran 2024’den itibaren düşmesi beklenen enflasyon oranı gelir-gider dengesi bozulmuş ve kronik bir sorun haline gelmiş kredi kartları olan yönelişi destekliyor.
Gelirinin büyük bir kısmını kredi, kredi kartı ve artı para gibi uygulamalarda değerlendiren ve artan faizler nedeniyle maliyetleri yükselen finansal araçlara kamu tarafından sınırlamalar getirildi. Artı para sınırı toplam kredi kartı miktarının yüzde 25’i ile sınırlanırken taksit üst sınırı 12’den 3’e düşürüldü. İlerleyen dönemde asgari ödeme tutarları da yukarıya çekilerek mevcut harcama limitleri daha sıkı hale getirilebilir. Enflasyonun düşürülmesi için gerekli bir uygulama olan toplam talep ve harcamaların sınırlandırılması kredi kartları üzerinden işleme alınacaktır. Ancak gelir-gider dengesi bozulmuş ve kredi kartı, kredi ve artı paraya bağımlı hale gelmiş bireyler için süreç daha zor hale gelecektir. Toplam gelir düzeyi artmaz iken ödemelerin işleme alınan sınırlayıcı düzenlemelerle yükseliş göstermesi yeni finansal kaynaklara ihtiyacı ortaya çıkaracaktır. Fakat faizlerin yüksek oluşu nedeniyle kredi çekme imkânı zayıf olan bireyler toplam taleplerini düşürmek ve hayat standartlarında kötüleşmeye maruz kalabilirler. Özellikle gençler üzerinde yıkıcı etkileri daha fazla görülmesi ihtimal mevcut senaryo kamuya olan eleştirilerinde artmasına neden olacaktır. Toplumsal huzurun sağlanması için en önemli çözüm yolu olarak bireylerin aylık gelirlerinin kat sayısı olacak şekilde kredi kartı limitlerinin kalıcı şekilde düzenlenmesidir. Bu düzenlemeler de kamu karar alıcıları gıda ve diğer temel insani harcamaları kısıtlamaların dışında bırakılabilir. Fakat özellikle ithal ürünlerde kredi kartları üzerinden alışverişin düzenlenmesi ve toplam ithalatı artırıcı baskının azaltılması için ek önlemlere ihtiyaç vardır.
Sonuç itibariyle kredi kartlarındaki son düzenleme ve faiz artışları bireyleri toplam harcama açısından negatif etkileyecektir. Ancak enflasyonla mücadelenin başarılı şekilde yürütülmesi ve bireylerin harcama kültürlerinde iyileşme için alınan önlemler elzem olarak değerlendirilebilir.