
Fatih ÜNLÜ – 3 Nisan 2024
Bugün konumuz yalnızlık.
Prof. Dr. Yasin Aktay ODTÜ – Mezunlar Birliği Vakfı (ODTÜ-MEBİVA)’nın 30. Geleneksel İftarında yaptığı konuşmada Ülkemizde yalnız yaşayan insan sayısının – TÜİK 2023 verilerine göre- 5,2 milyon kişiye ulaştığını ifade etti. Bu rakamın son on yıl için yüzde yetmiş yedilik bir artışa tekabül ettiğini de dile getiren Aktay bu durumun mahzurlarına da değindi. Gerçekten alarm verici bir durum…
İnsanın istediği zamanlarda yalnız kalabilmesi belki bir tür lükstür ama sürekli bir yalnızlığa maruz kalmak insanın apaçık kâbusudur. Acısı bazen ertelenmiş bazen ise hemen kesilen uzun bir kâbus gibidir sürekli yalnızlık.
Orhan Veli bir şiirinde şöyle der:
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
Evet, ancak yaşayan bilir.
İnsanın yalnız yaşamaya mecbur kalması… Görmek istemesine rağmen çevresinde sevdiği bir arkadaşı, bir insanı görememesi büyük bir yoksunluğa işaret eder. Maddi yoksunluklar da elbette istenmez, hayatı zorlaştırırlar ama bazı manevi yoksunluklar maddi yoksunluklardan da ağırdır…
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!
diyor merhum Sezai Karakoç ağabeyimiz “Ve Monna Rosa” şiirinde.
Cahit Zarifoğlu Ağabey de
Ah şu yalnızlık
kemik gibi
ne yanına dönsen batar… diyor.
Yalnızlık geniş mevzu. Dertsiz başa dert, dertli başa yük. Bu yüzden bir çok şiirde ve sözde yer buluyor, birçok güzel söze konu oluyor.
Dostlarla da yollar ayrılalı bir bir
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
diyor Cahit Sıtkı Tarancı.
Yalnızlıkla ilgili Turgut Uyar da “Sonnet” adlı şiirinde
Yalnızlık sade şurda burda değil,
Düşüncede, hatırada ve dilekte.
Hangi taşı kaldırsan, nerde ‘of! ‘ çeksen,
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte..
……
Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık. diyor.
Evet, bazen her yerde yalnızlık… Dört bir yanı kuşatan nemli, buz gibi soğuk ya da yakıcı bir his olarak yalnızlık…
Modernitenin insanı sürüklediği yalnızlık bazen öyle noktalara geliyor ki bu literatürde “yalnızlık salgını” “loneliness epidemic” olarak adlandırılan duruma dönüşebiliyor ve bu durumun sağlık sorunları dahil birçok ferdi ve içtimai soruna yol açtığı da biliniyor. Bir çalışmada yalnızlığın insan için günde 15 sigara içmiş kadar tehlikeli ve obezlik kadar öldürücü olabileceği bulunmuş.
Yalnızlık hissi de katman katman tabii ki. Biz Ülkemiz insanı olarak bu tür “ultra” yalnızlıkların bir kısmını henüz tatmadık. Fakat şu var ki Batı toplumu yalnızlık, azalan nüfus gibi sorunlarına kendine göre çareler arıyor ve bazen buluyor da. Biz ise farkına varamazsak, modernite kaynaklı bu arazların tesirine giderek daha çok ve daha sarsıcı bir şekilde maruz kalıyoruz… Biz de gereken önlemleri acilen almalıyız. Sorun varsa, önlemi ve çareleri de aranmalıdır. Çünkü sorunların önlemsiz çözülmesi nadirattandır….
Yalnızlık – “İnsanın Kendi Zindanı”
Ali Şeriati, “İnsanın Dört Zindanı” adlı kitabında başka bir bağlamda insanın kendi zindanından da bahseder. İnsanın kendi zindanlarından birisi de ihtimal sürekli yalnızlıktır.
Oysa yalnızlık fıtrattan, ideal yaşam tarzından bir tür uzaklaşmadır. Çünkü insan istisnai haller dışında topluluklarda yaşamak üzere yaratılmıştır.
Ve müspet şartlarda… İnsan insana güç verir. Allah âlemi böyle yaratmıştır. Bu güzel içtimai ortam sayesinde diyelim ekmeğimizi, peynirimizi, istediğimiz kitapları, mütevazı da olsa giyeceklerimizi rahatlıkla temin edebiliyoruz. Bunların hepsini uzun bir yalnızlık içinde bizim üretmemiz, bizim yapmamız gerekseydi, ne zor olurdu değil mi? Aslında muhal – imkânsız olurdu.
Bu işin bir yönü. Bir de biz birbirimize asıl manen -görünür görünmez- birçok yönden destek oluruz. Bunun doğrudan ölçülebilir olmaması kıymetini azaltmaz. İnsan yalnız kaldığı zamanlarda da insanın ürettiği şeylerden istifadeye devam edebilir ama yalnızlıkta öyle bir manevi mahrumiyet hâli ortaya çıkabilir ki bunun telafisi yoktur…
Yalnızlığı zemmederken, şunu da belirtmemiz gerekir: Yalnızlığın mahzurları veya meziyetleri ortamla doğrudan ilgilidir. “İyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan iyidir.” diyor Ali Şeriati. Bu hususu ikinci yazımızda daha detaylı irdelemeye çalışacağız.
Öte yandan gönüllü ve geçici yalnızlık, inziva elbette apayrı bir durumdur. Bu tür yalnızlık tefekkürü derinleştirebilir ve böylesi durumlar genelde kişinin -daha kamil bir kul olarak- insanlar arasına yeniden karışmasıyla neticelenir.
Zaten insan aslında her an Allah’ın Yüce Huzurundadır. Bu inzivalar insanın bu Huzuru daha çok hissetmesine vesile olur. Bu anlamda hakikatte yalnız insandan değil, her an Allah’ın Huzurunda olduğunun farkına varamayan insandan bahsedilebilir….
Yalnızlığın nedenlerini ve çarelerini irdeleyeceğimiz ikinci yazımızda buluşmak üzere.
Allah’a emanet olun.