
Prof. Dr. Faruk TAŞÇI – 27 Mart 2025
Yoksulluk dünyanın en önemli ve kronik sorunlarından biri, ancak Afrika için çok daha önemli bir sorun. Afrika’da yoksulluk dünyanın diğer bölgeleriyle kıyaslanamayacak kadar tehlikeli boyutlarda.
Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, 2025 yılında kişi başına düşen en düşük GSYİH’ye sahip ilk 10 Afrika ülkesi sırasıyla Güney Sudan, Burundi, Orta Afrika, Malavi, Mozambik, Somali, Kongo, Liberya, Madagaskar ve Nijer.
IMF Raporu’na göre, Güney Sudan’da kişi başına düşen GSYİH 960 $. Ülke, çatışmalar, siyasi istikrarsızlık ve petrol ihracatına bağımlılık nedeniyle ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya
Burundi’de kişi başına GSYİH 1,009 $. Burundi, nüfusunun büyük bir kısmının geçimlik tarıma bağımlı olması nedeniyle ekonomik zorluklarla mücadele etmeye devam ediyor.
Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kişi başına GSYİH 1,314 $. Ülke uzun süredir siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya. Bu durum, ülkenin yatırım çekme ve sürdürülebilir endüstriler kurma kabiliyetini etkiliyor.
Malavi’de kişi başına GSYİH 1,765 $. Ülke ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı, ancak iklimle ilgili zorluklar ve sınırlı sanayileşme büyümeyi engelliyor, yoksulluk girdabı devam ediyor.
Mozambik’te kişi başına GSYİH 1,787 $. Doğal afetler ve doğal kaynaklarının yönetimindeki zorluklar nedeniyle, ülke ekonomik istikrarsızlıkla mücadele ediyor. Bu da yoksulluk sorununun kronikleşmesi demek.
Somali’de kişi başına düşen GSYİH 1,900 $. Ülke süregelen güvenlik endişeleri nedeniyle ekonomik zorluklar yaşamaya devam ediyor. Siyasi istikrarsızlık ve zayıf yönetim, sürdürülebilir endüstriler geliştirmeyi ve yabancı yatırım çekmeyi zorlaştırıyor.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde kişi başına düşen GSYİH 1,908 $. Ülke doğal kaynaklar bakımından zengin, ancak ekonomik istikrarsızlık ve yönetim sorunları kalkınmayı engelliyor. Bu nedenle, geniş maden zenginliğine rağmen yoksulluk devam ediyor.
Liberya’da kişi başına GSYİH 2,003 $. Ülkede yıllarca süren iç çatışma ve ekonomik istikrarsızlığın ardından toparlanma çabaları var. Ancak altyapı ve iyileştirme çabaları olsa da birçok insan hâlâ ekonomik zorluklar yaşıyor.
Madagaskar’da kişi başına düşen GSYİH 2,062 $. Siyasi istikrarsızlık, sınırlı sanayileşme ve tarımı etkileyen iklimle ilgili sorunlar nedeniyle ülke ekonomik zorluklarla karşı karşıya.
Ve Nijer’de kişi başına düşen GSYİH 2,084 $. Nijer, sınırlı kaynaklar ve kamu hizmetleri üzerinde baskı yaratan iklim değişikliği, düşük sanayileşme ve yüksek nüfus artışı ile ilgili zorluklarla karşı karşıya. Bu nedenle, ülke, yoksulluktan kurtulamıyor.
Manzaranın neden böyle olduğu, ülke örneklerinden yola çıkarak belli başlıklar altında özetlenebilir.
Yoksul Afrika Ülkelerinde Ekonomik İstikrarsızlık Ön Planda
Öncelikle bu ülkelerde “ekonomik istikrarsızlık” ön planda. Afrika’daki birçok ülke, düşük GSYİH, yüksek enflasyon ve sınırlı sanayi büyümesi nedeniyle ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Bu durum, altyapı ve sosyal hizmetlerin gelişimini engelliyor, küçük aksaklıklar bile halkın geçim kaynaklarını tehdit etmeye yol açıyor. Ekonomik istikrarsızlık, iş ve pazar erişimini kısıtlayıp yoksulluk döngüsünü sürdürüyor.
Bunlara ek olarak Afrika bir nevi “çatışma ve siyasi istikrarsızlık” merkezi. Siyasi huzursuzluklar, iç savaşlar ve çatışmalar milyonlarca insanı yerinden ederek ekonomileri ve altyapıyı tahrip ediyor, yoksulluğu artırıyor ve toparlanmayı zorlaştırıyor. Savaş bölgeleri, devam eden şiddet nedeniyle yeniden inşa zorluğu yaşıyor. Bu da ekonomik kalkınmayı engelliyor. Çatışmalar sosyal yapıları bozup toplulukları dağıtarak uzun süreli travmaya yol açıyor. Yeniden yapılanma ise genellikle yoksul Afrika ülkelerinin sahip olmadığı kapsamlı kaynaklar ve uluslararası destek gerektiriyor.
Bu nedenlere “sağlık zorlukları” ile “eğitim eksikliği” de eklenmeli. Sağlık ve eğitim sorunları, birçok Afrika ülkesinde yoksulluğu derinleştiren temel faktör. Sıtma, HIV/AIDS ve tüberküloz gibi hastalıklar işgücü verimliliğini düşürerek ekonomik yük yaratırken, yetersiz sağlık sistemleri temel hizmetlere erişimi kısıtlıyor. Hastalıklar bireylerin çalışmasını engelleyerek gelir kaybına yol açıyor. Öte yandan, eğitim yoksulluktan kurtulmada kritik bir rol oynasa da birçok Afrika ülkesi temel eğitim kaynaklarını sağlamakta zorlanıyor. Eğitime erişemeyen çocuklar, daha iyi iş fırsatlarından mahrum kalırken, bu durum nesilden nesle yoksulluğun devam etmesine neden oluyor.
İklim Değişikliği Etkisi
Bir de “iklim değişikliği”nin etkisi var. Afrika ülkeleri, kuraklık, sel ve diğer iklim sorunları nedeniyle gıda güvensizliği ve geçim kaybı yaşıyor. Tarım, birçok topluluğun ana gelir kaynağı olsa da Afrika’daki birçok ülke iklim değişikliğine karşı savunmasız. Bu da ailelerin geçimini zorlaştırıyor. Yoksul topluluklar, ekinleri ve evleri yok edebilecek iklim felaketlerinin öngörülemeyen etkileriyle mücadele etmek zorunda, ama imkan çok kısıtlı.
Hepsinden önemlisi “kötü yönetim ve yolsuzluk” var. Yolsuzluk ve kötü yönetim, kalkınma projeleri ve temel hizmetler için ayrılan kaynakların kötüye kullanılmasına yol açıyor. Bu nedenle, halkın yetersiz hizmet almasına neden oluyor. Kamu fonlarının zimmete geçirilmesi sağlığı, eğitimi ve altyapıyı olumsuz etkilerken, zayıf yönetim kamu güvenini sarsarak etkili politikaların ve programların uygulanmasını zorlaştırıyor.
Afrika’daki yoksulluğun tüm bu nedenlerinin arkasındaki esas nedense sömürgecilik geçmişi. Mesela 1526-1867 yılları arasında gerçekleşen Atlantik Köle Ticareti’nde, Afrika’dan 12,5 milyon köle batıya gönderiliyor. 10,7 milyonu Amerika’ya ulaşırken, 2 milyon insan yolculuk sırasında hayatını kaybederek okyanusa atılıyor.
Sömürgecilik ve kölelik bitti görünse de “sömürgecilerin uzantıları” (beyazlarla işbirliği yapan siyahlar ya da “ev zencileri”) zengin hayat garantisi altında Afrika’nın yoksul kalmasında öncü rollere sahipler. Sömüren ülkelerin sömürge yöntemlerinin değişmesi sonrasında, “ev zencileri” sömürenlere yardım etmeye devam ediyorlar. Kendileri kazansa da ülkeleri ve halkları kaybediyor.
Afrika’nın “Kazan-Kazan”a İhtiyacı Var
Afrika’nın yoksulluktan çıkması içinse “kazan-kazan” anlayışı ile Afrika ülkeleri ile ilişki kuran güçlü ülkelere ihtiyaç var; tıpkı Türkiye gibi.
“Afrika Açılımı” sonrasında Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile olan ticareti sürekli artıyor. Ticaret dışında da “kalkınma yardımları” ile Türkiye, Afrika ülkelerini ayağa kaldırmaya çalışıyor; sömürmeden.
Örneğin, 2022 yılında Türkiye’nin toplam resmi kalkınma yardımları 7,12 milyar $ olarak gerçekleşmiş. Türkiye, bu alanda öncü ülkelerden biri. Bu yardımların önemli bir kısmı da Afrika ülkelerine yönelik. Özellikle Somali, Sudan, Tunus, Libya, Mısır ve Nijer en fazla yardım alan ülkeler arasında.
Yine Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle dış ticareti son 20 yılda önemli bir gelişme halinde. 2003 yılında 5,4 milyar $ olan ticaret hacmi, 2022 yılı itibarıyla 40,7 milyar $’a ulaşmış durumda. Türkiye’nin Afrika ile dış ticaretindeki olumlu gelişmeler, hem ihracat hem de ithalat rakamlarında istikrarlı bir artışı yansıtıyor.
Gerek kalkınma yardımları gerekse dış ticaret hamleleri, Türkiye’nin Afrika ile olan ilişkilerinin güçlendiğini ve karşılıklı “kazan-kazan” yaklaşımının her geçen yıl arttığını gösteriyor.
İşte Türkiye’nin Afrika’ya yönelik bu kazan-kazan yaklaşımı orta ve uzun vadede Afrika’nın yoksulluk girdabından çıkmasına katkı sağlayacak. Özellikle yoksulluktan çıkış için gerekli olan “yetişmiş eleman” temini açısından Türkiye’de okuyan 60 binin üzerinde uluslararası öğrencinin mezuniyetleri sonrası ülkelerine katkıları arttıkça, Afrika’nın yoksulluk kâbusu daha hızlı ortadan kalkacaktır.