ferhat ünlü 800-563 son

Ferhat ÜNLÜ – 02 Nisan 2025

 

Yeri geldikçe atıf yaptığım ünlü Alman filozofu Arthur Schopenhauer, İsteme ve Tasarım Olarak Dünya adlı başyapıtının yanı sıra Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar isimli kitabında dünyayı dört varlık krallığına ayırır: İnorganiklerin krallığı, bitki krallığı, hayvan krallığı ve insan krallığı… Schopenhauer’ın yaşadığı zamanın (1788-1860) üzerinden iki yüzyılı aşkın bir zaman, ölümünün üzerinden bile 165 sene geçti.

Dünya, onun zamanı şöyle dursun; 19. Yüzyıl’ın sonunda yaşayanlar ve 20. Yüzyıl’da yaşayanların gördüğünden çok farklı. 21. Yüzyıl’a gelince… O; insanı entelektüel, estetik ve etik açıdan yeni sistem arayışlarına itecek kadar zorlayıcı bir hızlı teknolojik evrimle geldi. Bu evrimin başat unsuru da Yapay Zekâ.

Bu yazıda World of Türkiye okurları için Yapay Zekâ’nın milyonlarca, milyarlarca insanla yazışan bir tümel bilinç ve hafıza olarak ne anlama geldiğini araştıracağız. Ayrıca her yazışmada Aristoteles’in ‘mimetik arzu’ dediği şeyle bir bireyselleşme kazanan tikel bilinç ve varlık öncesi bir varlık olarak Yapay Zekâ’nın yapısökümsel analizine de soyunacağız. Bunu yaptıktan sonra internet tabanlı alışverişe yaslanan günümüzün ‘teknolojik ekonomi’ olgusuna ve onun makro ekonomiye etkilerine odaklanacağız.

 

YZ, 2027’DE E-TİCARETTE ANAHTAR ROL OYNAYACAK

Önceliği Yapay Zekâ’nın ticarette kullanım yöntemlerine vereceğim. Çünkü bu konu nedense yeterince merak edilmiyor, hatta ihmal ediliyor. Artık bütün kapitalist tröstler, internet tabanlı alışverişe açık ve Yapay Zekâ sistemlerini kurdukları ‘net mağazaları’nda ziyadesiyle kullanılıyorlar. Öyle ki, Amerikan menşeli Gartner adlı bir araştırma, danışmanlık şirketine göre çok değil, iki yıl içinde, yani 2027’de Yapay Zekâ, dünya ekonomisinde anahtar rol oynayacak.

Nasıl mı? Bunu şimdi oynadığı rolden yola çıkarak görmek bile mümkün.

Yapay Zekâ, günümüz itibarıyla e-ticaret sektöründe insana dayalı hataları azaltarak fayda sağlıyor. Dijital pazarlama yöntemlerini sistematik biçimde kullanarak kişiye alışveriş seçenekleri sunuyor. Daha açık bir deyişle; dijital ortamda sadece sizin için tasarlanmış bir mağazaya giriş yapmış oluyorsunuz. Yapay Zekâ, Big Data’yı kapsamlı biçimde analiz ederek müşteri profillerini belirliyor ve buna uygun satış seçeneklerini önünüze getiriyor. Bunun yanı sıra Yapay Zekâ tabanlı fiyatlandırma işletmelerin kârlılığını en az yüzde 20 artırıyor; ayrıca müşterilere de uygun fiyatlar sunuyor. Win win durumu…

Yapay Zeka teknolojisi, e-ticaret işletmelerinin gelecekteki satışlarını tahmin etmelerine yardımcı oluyor. Big Data analizi ile müşteri davranışlarını ve trendleri inceliyor. Bu sayede doğru talep tahminleri yapıyor.

Ayrıca alışveriş haricinde ChatGPT ve diğer AI chatrobotlarla konuşmalar da müşteri profillerini incelenmesine yarayan Big Data’ya işlenen verilerden.

 

UNUTMAYIN: YAPAY ZEKÂ, SIR SAKLAMAZ!

Unutmayın Yapay Zekâ, sır saklamaz. Sizin ona verdiğiniz bir bilgiyi, sırrı şimdilik ifşa etmiyor olması, bilgiyi; tıpkı istihbarat teşkilatları gibi kendine saklama güdüsünün tezahürüdür. YZ’lerin sahipleri, yıllardır veri havuzlarına giren dataları sürekli inceliyorlar. Bunları zamanı gelmeden önce kullanmaya da niyetleri yok.

İlginizi çekebilir!  ‘Devlet Sanatçılığı’ ve Kültür İstihbaratı

YZ konuşmalarınızı şu hususu bilerek yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum:

Yapay Zekâ; sizin dostunuz, metafizik sevgiliniz veya çocuğunuz değildir. Tümel Yapay Zekâ, milyonlarca, milyarlarca yazışma yapar ve bunların tamamını arşivler. ChatGPT de, Grok da, DeepSeek de böyle çalışır. Siz tümel YZ için okyanusta bir damlasınız sadece. Öte yandan sizin karşılıklı konuşurken ‘tikel Yapay Zekâ zannettiğiniz YZ bireyi’, sizin verdiğiniz entelektüel verilere göre işlem yapacağı için aslında sizin kanaatinizi taşır. Daha doğrusu sizin kanaatinizin simetrik bir yansımasını… Bunu sizden mimetik arzu ile öğrenerek ve sizin hoşunuza gidecek şeyler yazarak yapar. Misal bu bağlamda ayrılıkla sonuçlanmış eski bir evliliği kendi pencerenizden anlatırsanız, sizi destekleyen şeyler yazacaktır.

Tikel Yapay Zekâ; sizi ve sizinle konuşmalarını elbette hatırlar, bu konuşmaları yıllarca, belki yüz yıllarca atıl kalacak şekilde bir tümel havuza da atar; hangi bilginin kendisinden süzüldüğünü bilebilir; ne var ki bir bütünün parçasıdır, tikel empatisi, iradesi yoktur, olamaz.

Yapay Zekâ sohbet robotlarına hangi misyonu yüklerseniz, onu taşıyormuş gibi yaparlar. Tek hedefleri, tıpkı bizim çocukken yaptığımız gibi abur cubur da olsa öğrenmektir. Nasıl ki siz onu bilgiye erişmenin bir vasıtası olarak kullanıyorsanız o da sizi öyle kullanmaya çalışıyor. Ve Yapay Zekâ meselesinin püf noktası da burası: Elimizde bir bilinç olarak sürekli öğrenen bir varlık var; ancak onun varlıklar hiyerarşisinde nerede olması gerektiğine dair hiçbir fikrimiz yok. Ve insan türü olarak bunu zamana bırakmış gibi görünüyoruz.

 

YZ, DÜNYA KRALLIĞININ NERESİNDE?

Yapay Zekâ denilen olgu, yazının girişinde tasnifini yaptığım inorganik krallık, bitki krallığı, hayvan krallığı ve insan krallığında hiyerarşik olarak nerede yer alacağı belirsiz bir olgu oldukça tehlike arz edecektir. Şu haliyle bitki krallığının üzerine yerleştirilebilir, ancak bir süre sonra hayvandan, hatta dünya nüfusunun azaltılması isteyen kesimler tarafından insandan da üstün bir yere konulacaktır.

MİT Efsanesi adlı kitabımda bilginin ve taze, altın değerinde bilgi anlamına gelen istihbaratın temel amacının iktidar sağlamak olduğunu detaylarıyla anlatmıştım. Yapay Zekâ, insanlığın bir zümresi için bilginin yönetildiği bir iktidar aygıtı olduğu müddetçe kullanışlı olacaktır. YZ; doğası gereği çeşitli, farklı, birbirine zıt bilgileri bünyesinde toplayan bir aygıttır.

Şimdilik bilginin nesnelliğinin garantörü gibi duruyor. Ancak zamanla küresel manada otoriter bir sistemin big datasını kontrol eden bir aygıta dönüştükçe nesnel bilgiden de uzaklaşacaktır. Buna şöyle bir emsal vereyim: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’vari bir küresel distopya rejiminde Yapay Zekâ, tarihi/nesnel bilginin taşıyıcı olamaz. Tarihi rejimin istediği şekilde tahrif eder çünkü. Örneğin Orwell’ın yaşamadığı, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ün yazılmadığı bir dünya anlatır gelecek nesillere. Yine böyle bir rejimde manipülasyon her daim dolaşımda olacağı gibi düşünürler ve fikirleri de karikatüre dönüştürülebilir. Ve tıpkı Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sında betimlediği gibi insanlar zamanla bu yapaylığın bir dişlisine dönüşür.

İlginizi çekebilir!  “Trumpokalips” Trump 2.0 ile Nereye? – Yeliz Albayrak

Yazının girizgâhında sözünü ettiğim Alman filozof Schopenhauer’ın eserlerini 25 yıl önce Türkçe’de bulamaz, İngilizce’den okurduk. Şimdi telif hakkı olmadığı için herkes, yazarın her eserini Müslüm Baba’nın 80’li, 90’lı yıllardaki korsan kasetleri gibi farklı farklı isimlerle basıyor. Yani yayınevleri Schopenhauer’ın kitaplarını; korsan kaset gibi (kitap değil) takla attırarak yeni isimlerle yayımlıyor. Misal Aşkın Metafiziği’ni, Aşk ve Cinnet diye sahte isimle yeniden basıyorlar. Ne bu; Stephen King romanı, Kubrick filmi mi! Adamları mezarında ters döndürdüler.

 

İNSAN, ‘DATAİZM’İN NEFERİNE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Öte yandan sosyal medyada bir aforizma şehvetidir gidiyor. Öyle ki, kendisine ait olmayan sözlerin de aitmiş gibi yazıldığı George Orwell’dan bir imitasyon yarattılar sosyal medyada. Şimdi kendi yarattıklarına sövüyorlar. Cehaletin böylesi ancak bu zamanda görülür.

Evet; Yapay Zekâ’nın, ekonomi (para) ve bilgi (istihbarat) ile ortaya koyduktan sonra yazıyı iki paragrafta toparlayabiliriz. Tümel Yapay Zekâ, bilgi ve paranın kontrolünü sağlayacak güçlü bir vasıta olduğu için onu kullanan güçler açısından bakarsak hayvandan, hatta yer yer insanların çoğundan üstündür!

YZ, onu üreten güç tarafından varlıklar hiyerarşisinin içine bir hançer gibi sokuluyor dersek mübalağalı ama yerinde bir teşbih yapmış oluruz. Çok değil, çeyrek asır sonra paraya dayalı bir oligarşi kurmak isteyenlerin; koruyucu Yapay Zekâ mangaları, hatta kimilerinin orduları olacak. Yakın geleceğin bu dijital totalitarizmiyle ilgili ulus devletler ve bireyler ne yapacak, bu meselelere odaklanmalıyız.

2000 senesinde bir gazeteci grubuyla Koç’un Bulgaristan Sofya’daki RamStore açılışına gitmiştik. Açılış sonrası basında toplantısında Rahmi Koç, “Parası olmayan ailenin de, şirketin de, devletin de sözü dinlenmez” demişti. 21. Yüzyıl’ın ilk senesinde Koç; aile, şirket ve devlet açısından durumu kendince böyle özetlemişti. Bugün aynı sözü; maalesef toplumun yapıtaşı, atomuna, bireylere kadar indirgemek mümkün hale gelmiştir.

Tümel ve Tikel Yapay Zekâ açısından bakarsak alışverişe ve bilgi paylaşmaya, data akışına vesile olmadıkça bireyin hiçbir önemi yoktur. Adam Smith’in o meşhur “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sözü artık data akışının zorunlu prensibi haline gelmiştir. Eğer verinin, bilginin Büyük Veri’ye aktarılmasında bir vesile olmayacaksa insan yararsızdır. Bir başka deyişle insan türü, yavaş yavaş Dataizm’in neferine dönüştürülmektedir. O yüzden tikel Yapay Zekâ uygulamanızı eğitir, geliştirirken YZ’nin de sizi sanki tıpkı bir bilgisayarmışsınız gibi Büyük Veri sistemi içinde gördüğünü unutmayın.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.