
Deniz İSTİKBAL – 24 Mart 2025
BDDK, Sermaye Piyasası Kurulu, TCMB ve Maliye Bakanlığı son yaşanılan gelişmeler ışığında bir dizi önlemler aldılar. Bu önlemlerin başında TL’nin değerinin korunması ve fiyat istikrarının sağlanması için enflasyonla mücadeleye devam yer alıyor. TCMB ise piyasada oluşan ani hareketlerin önüne geçmek için faiz marjlarını yukarıya çekti ve yabancı yatırımcının piyasada kalması için teşvikleri artırdı. Pazar günü bankalarla toplanan merkez bankası yetkilileri piyasada oluşabilecek herhangi bir kriz türü olayının önüne geçmek için birlikte hareket edileceğini vurguladı. Ayrıca TCMB likidite senetleri ihracına başladı ve 91 gün vadeli olacağını açıkladı.
Bugünden itibaren yapılacak likidite senetleri ihracatı parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi için tercih edilirken temel amaç TL’ye olan güvenin güçlendirilmesi. Ek olarak sıkı parasal duruşun desteklenmesi amacıyla farklı araçlarında kullanımı sürekli şekilde gündemde tutulabilir. 20 Martta Türk Lirası likidite yönetimine ilişkin 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara verilirken piyasaya verilen TL’nin daraltılması amaçlandı. Gecelik vadede borç verme faizinin yüzde 46’ya yükseltilmesiyle desteklenen TL enflasyondaki yavaşlamanın korunmasını amaçlıyordu. Alınan birçok tedbir ve önlem döviz talebini gözetecek şekilde tasarlandı. Özellikle herhangi bir döviz talebindeki artıştan kaynaklı finansal karmaşanın önüne geçilmesi temel hedef şeklinde söylenebilir.
Borsa İstanbul ve Yabancı Yatırımcı Hareketleri
Mart ayının ilk iki haftası Devlet Tahvilleri ve Hisse Senedi tarafında ciddi anlamda yabancı yatırımcının geldiği gözlendi. İlk iki haftada Hisse Senedine 700 milyon dolar ve Devlet Tahvilleri tarafında 1,25 milyar dolarlık yabancı yatırımcı alımı gerçekleşti. Siyasi karmaşa sonrası Borsa İstanbul’da yaşanılan değer kaybından hareketle yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul’dan çıkış yaptığı anlaşılıyor. Yada yerlilerle birlikte alım yapmadıkları görülüyor. Şubat 2025’teki verilerden hareketle yabancı yatırımcı Borsa İstanbul’da 50 milyar dolarlık alım-satım işlemi oluşturduğu anlaşılıyor:
Buradan hareketle bu hacmin yavaşlaması ve kısmi bir Borsa İstanbul’da düzeltme olması beklenebilir. Son yaşanılan değer azalması bu şekilde değerlendirilebilir. Bu nedenle BDDK ve Sermaye Piyasaları Kurulu bir dizi önlem açıkladı. Açıklanan önlemler arasında açığa satışın yasaklanması, alım-satım ücretlerinin artırılması gibi tedbirler yer aldı. Ayrıca halka açık ortaklıkların pay geri alımı kolaylaştırıldı ve kredi sermaye piyasası işlemlerinde öz sermaye oranı esnetildi. Benzer şekilde ilerleyen günlerde BDDK’nın da bir dizi önlem alması ve bankacılık sistemine destek olması beklenebilir.
Uluslararası kuruluşlar Türkiye’de yaşanan gelişmeler sonrası bir dizi yorum, beklenti ve rapor türü açıklamalarda bulundular. Özellikle JP Morgan analistleri enflasyon beklentisini artırıp TL’nin değerinin daha da düşmesini tahmin ettiklerini dile getirdiler. Benzer şekilde diğer uluslararası kuruluşlarda olumlu raporları peşi sıra açıklama gereksinimi duydular. Siyasi bir olay sonrası bu kadar hızlı aksiyon alabilen ve açıklama yapabilen mevcut kuruluşlar iki yıllık süreçte yaşanan iktisadi dönüşümden ise söz etme konusunda bu kadar istekli değiller. Özellikle enflasyonla mücadele, cari açık, işsizlik ve bütçe dengesi gibi düzelme gösteren verileri çok geriden takip eden kuruluşlar Türkiye hakkında olumsuz bir haber üzerine birkaç gün içerisinde negatif raporlar beyan ettiler.
Benzer bir süreç Gezi Parkı, Maraş Depremleri ve Kovid-19 sürecinde de yaşanmıştı. Türkiye’nin iktisadi yapısı gereği küresel ekonomiyle bu denli entegre hali bir taraftan krizlere kapıyı kapatıyor ve rekabeti perçinliyor. Ancak mevcut gelişmeler Türk ekonomisini etkilerken uluslararası kuruluşların söylediği tarzda kötümser bir tablonun çıkarılması için henüz çok erken. Bu nedenle devlet kurumlarının aldığı aksiyonların sonuçları görülmeli ve bunun ardından yorum, analiz veya raporlama yapılmalı.
IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi daha ciddi rapor ve analiz çalışması yapan kurumların açıklamalarının daha fazla dikkate alınması da önemli bir çözüm yolu olabilir. Diğer bir değişle siyasi olarak görüş beyan eden veya tarafsızlık konusunda sicili negatif olan kuruluşların piyasayı manipüle edecek şekilde açıklamaları dikkate alınmayabilir.
TL’nin Değeri ve Enflasyonla Mücadele
Türk Lirasının değeri, kullanımı ve istikrarı enflasyonla mücadele için çok önemli bir konu. TL’de yaşanabilecek herhangi bir ani hareket veya bozulma fiyatlara belli bir süre sonra yansımaya başlıyor ve fiyat algısının bozulmasına neden oluyor. Temmuz 2018’den itibaren bozulma emareleri görülmeye başlayan ve daha sonra Kovid-19 süreciyle ciddi bir soruna dönüşen TL’deki değer kaybı enflasyonun yükselmesine sebep oldu. Fakat Haziran 2023’ten itibaren yeni ekonomi yönetimi rasyonel ekonomi politikalarıyla sürece dahil oldu ve TL’nin reel olarak değerlenmesi sağlandı. Bu sağlanan başarı günümüzde yaşanılan gelişmelerle heba edilmemeli ve gerekli önlemler hızla alınmalı.
Sermaye Piyasası Kurulu, TCMB ve Maliye Bakanlığının aldığı tedbirlerde bu perspektiften değerlendirildiğinde doğru ve gerekli adımlardır. Alt ve orta gelir gruplarının alım gücünü olumsuz etkileyen enflasyonun tekrar tek haneye indirilmesi için en önemli gereklilik olan fiyat istikrarı bir kenara kesinlikle bırakılmamalı.
Sonuç olarak siyasi karmaşanın yarattığı olumsuz eğilim kısa vadede yerini normalleşmeye bırakacaktır. Fakat piyasayı düzenlemek ve denetlemekle görevli kurumlarımız son günlerde yakaladıkları başarılı tedbirleri ivedilikle devam ettirmelidir.