cemal demir

Cemal DEMİR, GASAM Başkanı – 28 Şubat 2025

 

Türkiye ve Hindistan, Asya’nın iki önemli ülkesi olarak hem tarihsel bağları hem de giderek gelişen ekonomik ve diplomatik ilişkilere sahiptir. Ancak bu ilişkiler jeopolitik rekabet, etnik ve dini kimlikler gibi dinamiklerden etkilenmektedir. Bu analiz, Türkiye-Hindistan ilişkilerini bu çerçevede değerlendirerek, fırsatları ve riskleri ortaya koymaktadır.

Türkiye ve Hindistan, Asya’nın yükselen güçleri olarak hem küresel hem de bölgesel düzeyde giderek daha fazla etkileşim içine girmelidir. Ancak bu ilişkiler, jeopolitik ve jeostratejik rekabet, etnik ve dini kimlikler gibi dinamiklerden etkilenmekte ve zaman zaman fırsatlar kadar risklerde barınmaktadır. Bu nedenle iki ülke ilişkileri sürdürebilir ve istikrarlı bir çerçevede ilerletmek için belirli iş birliği mekanizmalarını geliştirmesi gerekmektedir.

Jeopolitik Dinamikler: Küresel ve Bölgesel Dengeler

Jeopolitik dinamikler, küresel ve bölgesel düzeyde devletlerin, uluslararası örgütlerin, çok uluslu şirketlerin ve diğer aktörlerin siyasi, ekonomik, askeri ve coğrafi faktörler çerçevesinde güçlü ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini ifade eder. Bu dinamikler, zaman içinde değişen güç dengeleri, ittifaklar ve rekabetler doğrultusunda dönüşebilir.

İki Ülke Arasındaki Fırsatlar

1-Çoklu Kutup Dünya Düzeni ve İş Birliği İmkanları

Türkiye ve Hindistan, ABD, Çin, Rusya ve AB ülkeleri arasındaki güç dengelerinin değiştiği bir dünyada, ortak işbirlikleri doğrultusunda daha fazla alan iş birliği yapabilir. Yeni dünya sisteminin getirdiği esneklik, iki ülkenin de bölgesel ve küresel pozisyonlarını güçlendirecek ortak platformlarda (BM,G20, BRICS gibi) daha etkin rol almasına imkan tanıyabilir.

2-Ekonomik ve Ticari ilişkilerin Güçlendirilmesi

Türkiye, Hindistan’ın Kafkasya açılım politikası (Kuzey-Güney Koridoru) çerçevesinde önemli bir ortağı olabilir. Hindistan’da Türkiye’nin Asya’ya açılım politikası (Yeniden Asya) çerçevesinde önemli bir ortağı olabilir. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve Hindistan’ın bilgi teknolojileri gücü iki ülke arasında karşılıklı ticaret ve yatırım fırsatlarını artırabilir.

3-Savunma ve Teknoloji Alanında İş Birliği

Türkiye’nin savunma sanayindeki yükselişi ve Hindistan’ın bu alandaki büyüyen yatırımları iş birliği için bir zemin oluşturabilir. Özellikle UZAY, İHA, SİHA ve Gemi teknoloji alanlarında iş birliği imkanları oluşturulabilir.

İki Ülke Arasındaki Riskler

1-Yunanistan Faktörü ve Bölgesel Çekişmeler

Hindistan, son yıllarda Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye karşıtı askeri ve ekonomik ittifaklarla ilişkilerini güçlendirmektedir. Bunun en belirgin örnekleri, Hindistan’ın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile savunma, enerji ve denizcilik alanlarında geliştirdiği stratejik işbirlikleridir.

2-Ermenistan Faktörü ve Bölgesel Çekişmeler

Hindistan’ın Ermenistan ile geliştirdiği savunma ve enerji iş birlikleridir. Hindistan, Türkiye’nin stratejik müttefiki ve “kardeş ülke” olarak gördüğü Azerbaycan’a karşı, Ermenistan ile askeri ve ekonomik ilişkilerini derinleştirmektedir.

İlginizi çekebilir!  İnsan Hakları Mı! Hani Nerede?

3-Pakistan Faktörü ve Bölgesel Çekişmeler

Hindistan’ın Pakistan ile tarihi gerilimleri, Türkiye’nin Pakistan ile stratejik yakın ilişkiler içinde olması nedeniyle Türkiye-Hindistan ilişkilerinde bir gerilim kaynağı oluşturabilir. Ankara’nın Pakistan’a verdiği siyasi ve ekonomik destek, Yeni Delhi tarafından bir risk unsuru olarak görülebilir.

4-Çin ve ABD’nin etkisi

Hindistan, Çin ile sınır ihtilafları ve rekabet nedeniyle ABD’ye daha yakın bir pozisyon alırken, Türkiye zaman zaman ABD ile gerilimler yaşayan bir aktör konumundadır. Bu farklı yönelimler, stratejik iş birliğini kısıtlayabilir.

5-Akdeniz ve Hint Okyanusu Politikaları

Hindistan donanmasının Doğu Akdeniz’de Yunan ve Rum unsurları ortak manevralara katılması, Türkiye açısından jeopolitik bir meydan okuma olarak değerlendirebilir. Hindistan, Doğu Akdeniz’deki gaz rezervleri ve enerji projelerine artan ilgisiyle GKRY ile yakın temas kurmaktadır.

Türkiye’nin denizcilik alanında artan etkisi zaman zaman bölgesel rekabeti tetikleyebilir. Özellikle Türkiye’nin Pakistan ile olan denizcilik iş birlikleri Hindistan açısından dikkatle takip edilmektedir.

Etnik ve Dini Kimlikler: Ortak Kültürel Miras ve Farklılıklar

Toplumların tarihsel ve kültürel kökleri, inançları ve kimlikleri nasıl şekillendirdiğini ele alan geniş bir konuyu kapsar. Bu ifadeyi farklı bağlamlarda kullanarak daha akademik, politik veya kültürel bir vurgu yapmak mümkündür. Türkiye-Hindistan ilişkileri, tarihsel, kültürel ve ekonomik bağları üzerinden güçlendirebilecek önemli fırsatlara sahipken, bazı risklerle de karşı karşıyadır.

İki Ülke Arasındaki Fırsatlar

1-Osmanlı-Babürlüler Bağları ve Kültürel Diplomasi

Osmanlı ve Babürlüler devleti döneminden gelen tarihsel bağlar, iki ülke arasındaki kültürel iş birliklerini güçlendirebilir. Gazneli ve Babürlüler döneminden kalan tarihi sosyal donatı alanları (Cami, Kütüphane, Saray, Çarşı), sanat, edebiyat ve şiir gibi alanlarda proje iş birlikleri geliştire bilinir.

2-İslam Dünyası İçinde Köprü olma Potansiyeli

Hindistan, 300 milyon bandında Müslüman nüfusu ile en büyük Müslüman topluluklardan birine sahiptir. Türkiye-Hindistan ilişkilerinde, Hindistan’daki Hindu ve Müslüman toplumlarla akademik ve kültürel iş birliklerini geliştirebilir.

3-Turizm ve Halklar Arası Etkileşim

Türkiye’den Hindistan’a, Hindistan’dan Türkiye’ye yönelik kültürel turizmin artırılması, iki ülke arasında daha güçlü bir halk diplomasisi geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

4-Hindistan’da Türk Şehitlikleri

1.Dünya savaşı sırasında Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan’da İngilizler tarafından esir alınan Osmanlı askerleri, Hindistan’daki esir kamplarına gönderildi. İngilizler, Osmanlı esirlerini Hindistan’ın çeşitli bölgelerine dağıttı. Her iki ülkenin Kültür ve Turizm Bakanlıkları Türk şehitliklerin aziz hatırasını yaşatmak için ortak projeler geliştirebilir.

İlginizi çekebilir!  Türkiye'nin Artan Nüfuzu ve Etiyopya-Somali Örneği – Adem Kılıç

İki Ülke Arasındaki Riskler

1-Hindistan’da Yükselen Hindu Milliyetçiliği ve Azınlık Sorunu

Hindistan’da Hindu milliyetçiliğin (Hindutva) yükselmesi, Müslüman ve Hristiyanlar üzerindeki baskılar, Türkiye’nin Hindistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik tepkisini çekmektedir. Örneğin, Müslüman-Hindu (İslamofobi) çatışmaları, Sih-Hindu gerilimleri ve kast temelli ayrımcılık (Dalitler) gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. 2002’de Babri Camin yıkılması ve Gujarat olayları büyük toplumsal kırılmalara neden olmuştur. Türkiye’nin İslam dünyasıyla yakınlığı ve Hindistan’daki Müslümanlara yönelik olaylara duyarlılığı, bazı kesimler tarafından müdahale olarak algılanabilir. Bu durum, Türkiye’nin Hindistan ile olan ikili ilişkilerinde diplomatik gerilime yol açmıştır.  

2-Türkiye’nin Hindistan’dan FETÖ ile Mücadele Talebi

Türkiye, Hindistan’da faaliyet gösteren FETÖ bağlantılı okulların kapatılmasını talep etmiştir. Hindistan ise bu okulların faaliyetlerine devam etmesine izin vererek Türkiye’nin bu talebini dikkate almamıştır.

Aynı zamanda Hindistan’ın Yunus Emre Enstitüsü’nün açılmasını kabul etmemesi, iki ülke arasındaki kültürel diplomasi ve stratejik ilişkiler bağlamında dikkat çeken bir gelişmedir.

Öneri ve Sonuç

Türkiye’nin lojistik avantajları ve üretim kapasitesi, Hindistan’ın hızla büyüyen pazarıyla entegre edilebilir. Türk yatırımcıların Hindistan’da Hint yatırımcıların ise Türkiye’de karşılıklı yatırım yapılmasını teşvik eden yeni teşvik programları oluşturula bilinir.

Türkiye ve Hindistan arasındaki tarihsel ve kültürel bağlar, yumuşak güç unsurları kullanılarak daha fazla ön plana çıkarılmalıdır. Türk ve Hint üniversiteler arasında akademik değişim programları, araştırma enstitüler kurulmalıdır.

Hindistan’ın etnik ve dini çeşitliliği, ülkeye büyük bir kültürel ve tarih zenginlik katarken, aynı zamanda çatışmalara da neden olabilmektedir. Bu çeşitlilik, demokratik sistemin ve hukukun üstünlüğünün korunması halinde bir avantaj olurken, ayrımcı politikalar ve kimlik temelli gerilimler nedeniyle zaman zaman ülkenin toplumsal barışını tehdit eden bir etkene dönüşebilmektedir.

Türkiye-Hindistan ilişkileri, büyük potansiyellere sahip olmakla birlikte, stratejik uyumsuzluklardan kaynaklanan bazı riskleri de barındırmaktadır. Jeopolitik ve kimlik temelli farklılıkların etkili yönetilmesi halinde, iki ülke için kazan-kazan prensibine dayalı bir iş birliği modeli oluşturulabilir. Türkiye, Hindistan ile olan ilişkilerini denge ve çok boyutlu diplomasi çerçevesinde ilerleterek, küresel ve bölgesel dönüşüm süreçlerinde iki ülke arasındaki potansiyeli en iyi şekilde değerlendirebilir.

Türkiye ve Hindistan farklılarını bir engel olarak değil, bir diplomasi aracı olarak kullanabilirse, iki ülke arasında daha sağlam ve sağlıklı ilişki kurulabilir.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.