Goldman Sachs ve JP Morgan gibi uluslararası kuruluşlar yerel seçimler sonrası Türk ekonomisi hakkında tahminler paylaştı. Enflasyonun düşüşü ve TL’nin reel olarak değer kazanacağı yönünde kuruluşların ortak açıklamalar yaptığı görüldü. Özellikle Haziran 2023’ten itibaren para ve maliye politikasında atılan adımlarla dizginlenmeye çalışılan enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlaması bekleniyor. Seçimin ardından maliye politikasında verime dayalı tasarruf kültürünün daha fazla benimsenmesi ise en önemli çıktılardan biri olarak öne çıkıyor. Yerel seçim gündeminin bitmiş olması da ekonomi yönetiminin iktisadi yapısal reformlara yöneleceği yönünde okunabilir. En temel mesele olan enflasyonun dizginlenmesi ve gelir dağılımında adil paylaşımın kuvvetlendirilmesi seçim sonrası gündemi daha fazla meşgul edecektir. Alt gelir gruplarında enflasyon nedeniyle ortaya çıkan refah kaybının önüne geçilmesi ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığından etkilenmemesi için kamunun daha fazla aksiyon alması da beklenebilir. Yapısal reformların en başında ise gelir dağılımında yaşanılan bozulmasının giderilmesi ve vergide adaletin sağlanması yer almaktadır. Vergilerin daha çok yüksek gelirli kesime yönelmesiyle alt gelir gruplarının hissettiği geçim sıkıntıları azalma eğilimine girecektir.
İktisadi reform olarak isimlendirilen süreç mevcut ekonomik kaynakların daha verimli kullanılmasıyla yakından ilgidir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinden (KİT) başlayarak diğer devlet kurumlarına kadar birçok alanı kapsayan ekonomik reformlar kaynakları daha iyi alanlara aktarmayı tasarlamaktadır. Verimli alanlara giden veya çıktı düzeyinde daha geniş refah yaratan harcamalar toplam ekonomik büyüme ciddi anlamda katkı sağlar. Seçimsiz geçecek olan 4,5 yıllık süreçte de yukarıda değinilen verimli kamu harcamaları, iktisadi reform ve adil gelir dağılımı gibi alanlar öne çıkacaktır. Farklı toplum kesimlerinde sosyal yardımların ise gözle görülür şekilde artacağı bir dönem Türkiye’yi beklemektedir. Enflasyonla mücadelenin en önemli ayaklarından birini oluşturan alt gelirli grupların refah kaybının önüne geçilmesi sosyal yardımlar aracılıyla yapılabilir. Burada düşük gelir gruplarına ayrıcalık tanınması hayata pahalılığının daha az hissedilmesine yardımcı olacaktır. En büyük çözüm yolu enflasyonun tekrar tek haneye düşürülmesi meselesidir. Orta Vadeli Programda (OVP) kamu 2024’de enflasyonun yüzde 30’lar seviyesine gerilemesini beklemektedir. 2025’de yüzde 15 ve 2026’da yüzde 8,5’lik enflasyon hedefleri de 2024 tahminlerini takip etmektedir. Mevcut rakamlar yabancı yatırımcıların TL’ye olan ilgisiyle daha iyi bir seviyede gerçekleşebilir. Haziran 2023-Ocak 2024 döneminde Türkiye’ye çekilen 12 milyar dolarlık kaynak bunun önemli bir göstergesidir.
Enflasyonun kontrol altına alınmasıyla 2025-2028 dönemi Türkiye’nin gelecek yıllarına önemli etki yapabilecek yıllardır. Tek haneli enflasyon ve gelir dağılımını iyileştirilecek adımlarla desteklenen iktisadi reform süreci siyasi arenadaki havanın da ciddi anlamda değişmesine sebep olabilir. Sonuç itibariyle seçim sonrası tersine enflasyon sürecine doğru giden bir dönem Türkiye’yi beklemektedir. Mevcut yaşanılacak süreç iktisadi reformlarla desteklenerek Türk firmalarının, kamu kurumlarının ve KİT’lerin daha verimli hale gelmesine yardımcı olacaktır.
Goldman Sachs ve JP Morgan gibi uluslararası kuruluşlar yerel seçimler sonrası Türk ekonomisi hakkında tahminler paylaştı. Enflasyonun düşüşü ve TL’nin reel olarak değer kazanacağı yönünde kuruluşların ortak açıklamalar yaptığı görüldü. Özellikle Haziran 2023’ten itibaren para ve maliye politikasında atılan adımlarla dizginlenmeye çalışılan enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlaması bekleniyor. Seçimin ardından maliye politikasında verime dayalı tasarruf kültürünün daha fazla benimsenmesi ise en önemli çıktılardan biri olarak öne çıkıyor. Yerel seçim gündeminin bitmiş olması da ekonomi yönetiminin iktisadi yapısal reformlara yöneleceği yönünde okunabilir. En temel mesele olan enflasyonun dizginlenmesi ve gelir dağılımında adil paylaşımın kuvvetlendirilmesi seçim sonrası gündemi daha fazla meşgul edecektir. Alt gelir gruplarında enflasyon nedeniyle ortaya çıkan refah kaybının önüne geçilmesi ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığından etkilenmemesi için kamunun daha fazla aksiyon alması da beklenebilir. Yapısal reformların en başında ise gelir dağılımında yaşanılan bozulmasının giderilmesi ve vergide adaletin sağlanması yer almaktadır. Vergilerin daha çok yüksek gelirli kesime yönelmesiyle alt gelir gruplarının hissettiği geçim sıkıntıları azalma eğilimine girecektir.
İktisadi reform olarak isimlendirilen süreç mevcut ekonomik kaynakların daha verimli kullanılmasıyla yakından ilgidir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinden (KİT) başlayarak diğer devlet kurumlarına kadar birçok alanı kapsayan ekonomik reformlar kaynakları daha iyi alanlara aktarmayı tasarlamaktadır. Verimli alanlara giden veya çıktı düzeyinde daha geniş refah yaratan harcamalar toplam ekonomik büyüme ciddi anlamda katkı sağlar. Seçimsiz geçecek olan 4,5 yıllık süreçte de yukarıda değinilen verimli kamu harcamaları, iktisadi reform ve adil gelir dağılımı gibi alanlar öne çıkacaktır. Farklı toplum kesimlerinde sosyal yardımların ise gözle görülür şekilde artacağı bir dönem Türkiye’yi beklemektedir. Enflasyonla mücadelenin en önemli ayaklarından birini oluşturan alt gelirli grupların refah kaybının önüne geçilmesi sosyal yardımlar aracılıyla yapılabilir. Burada düşük gelir gruplarına ayrıcalık tanınması hayata pahalılığının daha az hissedilmesine yardımcı olacaktır. En büyük çözüm yolu enflasyonun tekrar tek haneye düşürülmesi meselesidir. Orta Vadeli Programda (OVP) kamu 2024’de enflasyonun yüzde 30’lar seviyesine gerilemesini beklemektedir. 2025’de yüzde 15 ve 2026’da yüzde 8,5’lik enflasyon hedefleri de 2024 tahminlerini takip etmektedir. Mevcut rakamlar yabancı yatırımcıların TL’ye olan ilgisiyle daha iyi bir seviyede gerçekleşebilir. Haziran 2023-Ocak 2024 döneminde Türkiye’ye çekilen 12 milyar dolarlık kaynak bunun önemli bir göstergesidir.
Enflasyonun kontrol altına alınmasıyla 2025-2028 dönemi Türkiye’nin gelecek yıllarına önemli etki yapabilecek yıllardır. Tek haneli enflasyon ve gelir dağılımını iyileştirilecek adımlarla desteklenen iktisadi reform süreci siyasi arenadaki havanın da ciddi anlamda değişmesine sebep olabilir. Sonuç itibariyle seçim sonrası tersine enflasyon sürecine doğru giden bir dönem Türkiye’yi beklemektedir. Mevcut yaşanılacak süreç iktisadi reformlarla desteklenerek Türk firmalarının, kamu kurumlarının ve KİT’lerin daha verimli hale gelmesine yardımcı olacaktır.