
Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 19 Ekim 2023
ABD Başkanlarından Clinton’ın Dışişleri Bakanı Madam Allbright’ın “Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeler nefes alıp verme hızındadır!” sözünün doğruluğunu şu günlerde net olarak anlıyoruz. 7 Ekim’den itibaren İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki vahşeti devam ederken, bölge ülkelerinin diplomatik görüşmeleri ve ABD ile Batı ülkelerinin İsrail’e destek mesaj ve ziyaretleri, hatta meydan okumaları devam etti. Bu arada Mısır’dan da Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler konusunda net bir açıklama geldi. Bu gelişmeler ele alınmaya çalışıldı.
Biden’ın Netanyahu ile Görüşmesinden Sonra Verdiği Mesajlar
AB Başkanı Biden, 17-18 Ekim tarihlerinde ziyaret ettiği İsrail’de İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştükten sonra düzenlenen basın toplantısında şu özetlenen hususlara değindi:
7 Ekim’de HAMAS’ın İsrail baskını sırasında yaptığı ya da dünya kamuoyuna yapmış olduğu şeklinde pompalanan çocuk, kadın ve Amerikan vatandaşlarına yönelik terör olaylarını öne sürerek tam bir algı operasyonu çekti. Rehinelere ağırlık verirken İsrail’in Gazze Şeridi’ni yerle bir eden saldırılarına dokunmadı bile. İsrail aleyhine olabilecek tek cümlesi etrafı doldurulmayan “ABD’nin iki devletli çözüm”den yana olduğu cümlesiydi. Ayrıntıya girmeksizin “insani yardım koridoru ve insani yardımların ulaştırılması” üzerinde durdu.
7 Ekim baskınını İsrail ölçeğindeki bir ülke için 15 adet “11 Eylül”e bedel olduğunu, adaletin yerine getirilmesi gerektiğini, ancak öfke ile hareket edilmemesi gerektiğini, ABD’nin vaktiyle öfke içerisinde yanlışlar yaptığını, bunların yapılmaması gerektiğini, Filistin’in HAMAS demek olmadığını, HAMAS’ın Filistin’i temsil etmediğini ifadeyle, HAMAS’a yapılacak her hareketle adaletin tecelli etmiş olacağını ima eder gibiydi.
17 Ekim akşamı 471 insanın öldüğü el-Ehli Baptis hastanesine yapılan saldırıyı sıradan bir olay gibi karşılayan Biden, “Kim yapmış olursa olsun bu saldırı bir katliamdır, bir insanlık suçudur!” diyemedi. Hatta İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri Refah Kapısı’na sürme, Gazze Şeridi’nde taş üstünde taş bırakmayan askeri harekatına da dokunmadı.
Sorunu “Filistin Sorunu” çerçevesinde ele alarak, aslında Filistinlilerin topraklarında kurdukları bir “İsrail sorunu” bulunduğunu gizleme konusunda son derece başarılı olan Biden, görüşmenin ardından İsrail’in ne yapacağını veya ne yapmayacağını açıkça söyleyemedi. Anlamı, intikam yemini eden Netanyahu hükümetinin katliamlarının önünün açık olduğudur.
Çatışmanın sona ermesi konusunu doğru dürüst dile getirmeden bölgedeki ülkelerle diplomatik ilişkileri yoğun bir şekilde sürdürdüklerini ifade ederken, konuşmasının başında da sonunda da “İsrail yalnız değildir. ABD, İsrail’in yanındadır. Amerikan Donanması bölgededir. Sakın ha hiç kimse İsrail’e müdahale etmeye kalkmasın!” vurgusu yaptı. Bu ifade “aba altından sopa gösterme”nin çok ötesinde açık bir meydan okuma, barışı değil, çatışmayı davet eder gibiydi.
Türkiye, Gazze Şeridi’ndeki çatışmanın sona ermesi için en önemli çabayı gösteren ve rehinelerin salıverilmesi konusunda HAMAS üzerinde sözü geçebilecek en etkili ülke iken, ABD’nin bu sorunun çözümündeki denkleme Türkiye’yi dahil etmek istemiyor gibidir.
İsrail, Gazze Şeridi’ni Temizlemek mi İstiyor?
18 Ekim’de Mısır Devlet Başkanı Sisi de Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler için önemli mesajlar verdi. Filistinlilerin zorla topraklarından çıkarılmasına yönelik girişimleri reddettiğini ve Mısır, İsrail sorununun Mısır’a sıçramasından kaçınmaya çalışan Sisi, “İsrail’de Necef çölü var. Filistinliler, İsrail Gazze Şeridi’nde yapmak istediklerini yapana kadar Necef çölüne taşınabilir. Filistinliler Mısır’a gönderilirse İsrail’in başlattığı askeri operasyon yıllarca sürebilir. Bu durumda Mısır, bunun sonuçlarına katlanmaya devam edecek ve Sina, İsrail’e yönelik operasyonların üssü olacak!” şeklinde sözlerini sürdürdü.
Netanyahu, “Ortadoğu coğrafyasında bazı değişiklikler olacağını” söylerken Gazze Şeridi’ni işgali de düşünüyordu kuşkusuz. Böylece HAMAS’tan kurtulacak, ayrıca Gazze’nin münhasır ekonomik bölgesini MEB) de sahiplenecekti. Çünkü Gazze’nin MEB’inde de doğalgaz var!